YURTTAŞLIK GÖREVLERİ VE DAVALARI

  • Pet-shoplarda hapis edilen hayvanların hem cinsleri (maymun, iguana, karaca, yırtıcı kuşlar gibi)açısından hem de tutuldukları  ortamın koşulları bakımından yönetmeliklere aykırı olduğunu defalarca  dilekçelerle İl Tarım Müdürlükleri’ne bildirdi.

  • Sokak Hayvanlarının öldürülmesi ile ilgili genelge yayınlayan dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş’u protesto ettiği için Orhan Kural bakan tarafından  mahkemeye verildi. 3 Şubat 2005 günü mahkemede ifade verdi ve beraat verdi.

  •  Futbol Federasyonuna yazdığı dilekçe ile futbol kulüplerine açılış törenlerinde veya maç öncesinde stadyumlarda kurban kesilmesi yasaklandı. (25 Aralık 2002). Bu geleneğin Müslümanlıkla ilgisi yoktur, Şamanizmin bir uzantısıdır.

  • Formula – 1 Yarışlarının televizyonda sık sık gösterilmesinin “ özellikle gençlerin aşırı süratli araba kullanımını artırıp” kaza oranını dolayısıyla can kaybını yükselttiğini defalarca gündeme getirdi. RTÜK’e dilekçeler yazdı. Tüketimin ve “hız hastalığının” simgesi hiçbir zaman bir spor dalı olarak kabul edilmeyen Formula-1’in ülkemizden  çekilmesine  çok ama çok sevindi.  (24 Nisan 2006). Şimdi sürat meraklıları sokaklar yerine o pistte yarışabilirler.  Başta Karadeniz Ereğlisi Belediyesi olmak üzere yerel  yönetimlerin bölgesel sanatçılar ve sanatlar yerine  popüler kültüre hizmet eden “Festival” adı altında “ünlü sanatçı” olarak bilinen bir takım şahıslara  yüz binlerce dolar harcanmasına karşı Orhan Kural kişisel olarak mücadele etti. Belediyelerin bu tip  harcamalarının denetimi için Maliye’ye şikayet etti. Belediyelerin görevi halkı “oyalamak ve eğlendirmek” değildir. Örneğin bir konser için milyon dolar ödeyen belediye acaba  bu harcamayı  hangi kalemden karşılıyor. Bir şirket sponsor olarak belediyeden menfaati olmadan bu parayı niçin ödesin ?

  • Alışveriş sonrası fiş vermemeyi adet haline getiren 240 işyerini çeşitli defterdarlıklara şikayet etti. Büyük bölümüne defterdarlıktan yanıt aldı ve işletmelere ceza yazıldı.

  • Ürgüp’te Asmalı Konağın herhangi  bir fiş kesilmeden günde yüzlerce ziyaretçiye ücret karşılığı (20 TL)  gezdirilmesini Nevşehir Defterdarlığı’na bildirdi. 30.05.2003 tarihinde 4 Milyar TL’ (o tarihteki rakam ile) özel usulsüzlük cezası kesildi. (Makbuzu bende). Basına konu oldu.

  • Hindistan’da yollarda turistlere canlı müzik eşliğinde gösteri yapması istenen ayıların kor üzerinde işkence görmesini engellemek için (şartlı refleks yoluyla sağlanıyordu.) Hindistan’ın İçişleri Bakanlığına ve İngiltere Prensi Philips’e resmi müracaat yapıldı.  Sonuçta, bu anlamsız uygulama yasaklandı. (13 Mart 2001)

  • Beşiktaş’taki BKM Salonunun tamamının ek sandalyelerle doldurulup tiyatro oyunlarını (Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü ?) sergilediği için itfaiyeye şikayet etti. Kendisine anlatmak istedim. Yılmaz Erdoğan beni pek ciddiye almadı. Bir yangın alarmı veya bir  panik  halinde seyircilerin bu salondan ezilmeden çıkabilmesi mümkün değildi. Sonuçta salon bir süre  kapandı ve bu sayede de  tamamen yenilendi. (Şubat 1999)

  • THY’nin  M. United ve Barcelona gibi popüler profesyonel futbol şirketlerine ve ABD’li aktör Kevin Kostner’a halkımızın vergileri ile “sponsorluk” adı altında milyonlarca dolar ödemesine hep karşı çıktı ve  bu meyanda kendilerine ve basına uyarıcı  yazılar gönderdi.

  • Türk Havayolları’nda kısa uçuşlarda uçakta dağıtılan ikram sırasında gerek ambalaj malzemesi gerekse yemek atığı yönünden çok israf olduğunu ekmeklerin üzerine basıldığı, bunun haram olduğunu defalarca  dile getirdi. (02.09.2009). Kısa uçuşlarda sadece kutusuz bir içecek ve kek verilebilir.

  • Diyanet İşlerinde İl Hutbe Komisyonlarına dilekçeler yazarak Sokak Hayvanlarına cami duvar diplerinde su verilmesi,  cami avlularında sigara içilmemesi ve ekmek başta olmak üzere  israfın önlenmesi ve cami’nin çevresinin ağaçlandırılması gibi önemli konuların hutbelerde gündeme getirilmesini sağlamaya çalıştı. Camilerde defalarca Cuma vaazı verdi. İstanbul’un tüm müftülüklerinde imamlara konuştu.

  • Milli Eğitim Bakanlığı’na dilekçe yazarak sene başında okullara dağıtılan kitaplarla  birlikte ekosisteme zarar veren milyonlarca poşetin okullarda dağıtılarak israf edilmesine karşı çıktı. Bu naylonlar binlerce hayvanın ölümüne mazgalların tıkaması sonucunda sel baskınına neden olmakta.

  • Farklı nedenlerle “doların yeşili” uğruna daha fazla beton yapı inşası için  ağaç kesilmesini protesto etti. İş makinelerinin önünde bile durdu. Dikkat çekmek ve ağaç kesilmesini önlemek için Orhan Kural tabutlara bile girdi. Savcılıklara  defalarca suç duyurusunda bulundu.

  • İşkence gören, dövülen, evlerde unutulan, evlere susuz ve mamasız kapatılan ve  yaralı hayvanları kurtarmak için çoğu zaman Emel Yıldız (Panter Emel) ile birlikte çok farklı eylemlerde aktif rol aldı. Köpek veya horoz dövüşlerinin önlenmesi için baskınlar yaptı,  yaptırdı. Köpeklerin eğitim adı altında dövülerek öldürüldüğü köpek çiftliğine gidince olaylar çıktı.

  • Parlak birinci hamur parlak kağıda “Çevre Dergileri” basan farklı kurumları ve okulları urdyaı.Oysa 3. Hamur kağıt daha rahat okunur. Kimyasal kullanılmaz.  Mevlana ne güzel demiş “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.”

  • Sait Faik’in Bütün Eserleri (I) adlı kitabının 33. Sayfasındaki “Çocuklar” Bölümünde sigarayı sanki bir dost edinmede kolaylaştırıcı bir faktörmüş gibi gösterdiği için (Çocukları adanın bir köşesinde toplar, sigara ikram ederdim, birlikte tüttürürdük gibi) Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’na bu kitabın öğrencilere önerilmemesi yönünde karar alınması için dilekçe yazdı. Bundan böyle Sait Faik’in bu kitabı okul öğrencilerine artık tavsiye edilmiyor.

  • Tatil köyü ve lüks otellerin açık büfelerinden tabağını “göz zevki” için doldurup sonra bitiremeyip çöpe gitmesine yol açanları sürekli ihtar etti. Oysa günde 22 bin kişi açlıktan ölüyor.  Kişiler “başımdan git, bu bir televizyon şakası mı, parasını ödedim sana ne, defol” deyince birçok kereler çıkan münakaşalar sonunda şikayetçi olarak karakola gitmek zorunda kaldı.

  • Eyüp Sultan’da etraf kirleniyor diye yüzlerce yıldır orada beslenen güvercinlere yem ve su verilmesini engelleyen lokanta sahipleri ve onlara destek veren zabıta ile yaşanan tatsız olaylar daha sonra Eyüp Adliyesine de yansıdı.

  • Yüzlerce hayvanın hafif sersemletilerek canlı canlı derileri soyularak yapılan kürkleri iftihar ile giyenleri her gördüğü yerde ihtar etti. Bazıları ters yanıt verdi. Genellikle,  Nebahat Çehre ve Ajda Pekkan gibi “Ne yapayım bu kürkü çok eskiden aldım, zaten ölmüştü” gibi bilgisizce yanıtları duydukça üzüldüm. Her kürk satın alındığında yenilerinin hazırlandığını  kendisine izah etmeye çalıştığım için bana  “geri zekalı” diyen kürklü bir sosyetik hanım Emine Çiğdem Kurtkaya’yı polise şikayet ettim. İstinye Polis Merkez Amirliğinde bu kürklü hanımın ifadesi alındı. (21.01.2012) (Nedense kürk giyenler hep de hayvan dostu olup sokakta hayvan beslerler.)

  • Show TV’de yayınlanan “Yok Böyle Dans” programına 26 Aralık 2011 akşamı elinde güvercinle çıkan,  bu zavallı hayvanla  güya dans eden sonra bıraktığında aşırı ışık ve ses etkisi ile yerlerde sürünen şaşkın ve şoka uğramış   kuşla alay eden bir yandan da hayvan sever geçinen Alp Kırşan’ı 5199 numaralı yasanın 14. maddesine göre Kadıköy Savcılığına şikayet etti. Sonucunu bilmiyorum.

  • Arabalarından bira kutuları ve  sigara izmaritini dışarı fırlatanlara karşı fahri trafik müfettişi olarak ceza yazmak dışında bazen yanlarına gidip sokağa attıkları çöpleri kendilerine iade etti. 34 UYJ 66 plakalı araçtan otoyolda atılan kutuyu araçlarına götürünce, daha sonra “emniyet mensubu” olduğunu öğrendiğim şahıs resmen arabama hücum etti, aracı tekmeledi, bize hakaret etti. Kapıyı açabilseydi herhalde öldürecekti. Kendisi hakkında hem emniyet bünyesinde hem de Şişli Asliye Ceza Mahkemesi’nde (2011 / 85) dava açtım. Mahkemede ve ayrıca  emniyette iki defa  ifade verdim.

  • Yeni Yüksektepe GEA Arama Kurtarma Derneği, Japon Tütün Şirketi (JTI) Sponsorluğunda deprem sonrası enkazlardan insanları kurtarıp arkadan mağdurlara hediye olarak ücretsiz sigara dağıtılmasına, zaten depremle bir darbe almış olanları “sigaraya alıştırarak” onlara yapılan bu haksızlığa karşı çıktı. Şu anda en fazla sigara içen iller arasında Adapazarı geliyor. Acaba neden?

  • 2007 yılı Birinci Lig Türkiye Şampiyonu olan Galatasaray Kulübü kutlamalar nedeni ile Antalya Hayvanat Bahçesi’nden nedense getirttiği bir aslanı kamyonun arkasında stadyumun ışık, gürültü seli altında dolaştırdı. Hayvanın psikolojisi bozuldu. (Antalya’ya dönünce uzun süre dışarı çıkmamış yemek yememiş.) Galatasaray gibi köklü bir kurum milyonlarca kişinin önünde Hayvanları Koruma Kanunu (No: 5199) çiğnedi. (Hayvanlar eğlence amacı ile kullanılamaz.)  Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2007 / 10389 numaralı dosya ile müracaat etti. Basında bu olay geniş yer aldı ve ses getirdi, GS yönetimi özür diledi. Ama, savcılık kovuşturmaya yer olmadığı kararına vardı.

  • Hıfzı Topuz’un “Başın Öne Eğilmesin” adlı kitabının kapağında ağzı pipolu yaşlı bir Bey,  ufak bir kıza doğru eğilmişti. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı kitabın yayıncısı Remzi Kitabevi hakkında çocukları sigaraya özendirdiği için suç duyurusunda bulundum. Sonucu alamadım ama Savcılığa gittiklerini duydum. Remzi Kitabevleri benim kitaplarımı o günden beri satmıyor.

  • Ödüller toplayan “Bornova Bornova” filminde sürekli  80 dakika boyunca sigara içiliyordu. Hatta emekli bir öğretmen hanım bakkaldan resmen  “bir yoğurt ve  marka belirterek Marlboro sigara” istiyordu. Senarist – yönetmen İnal Temelkuran ile görüşüldü. Aslında bu durumdan kendisi de  u durumdan üzgündü. Film İzmir’de çekilmişti, Phillip Morris’in Fabrikası da orada olması acaba rastlantı mı ?

  • TÜYAP 26. İstanbul Kitap Fuarında kurulan bir stantta Philip Morris fuara gelen öğrencilere ışıklı panolar ve güzel hanımlar kanalı ile sigarayı özendirip hatta çocukların ifadesi doğrultusunda öğrencilere  ücretsiz tek sigara dağıtıldığını duydum. Olay mahkemeye taşındı. Büyükçekmece Birinci Sulh Ceza Mahkemesinde (2008/332) dava görüldü ben de oraya gidip  ifade verdim ve Philip Morris ciddi bir para cezasına çarptırıldı.

  • Abdullah Oğuz’un yönettiği “Sıcak” adlı filmde özellikle 2001 Markalı sigaranın farklı sahnelerinde özellikle sigaranın özendirilmesi nedeniyle Şişli Adliyesi Cumhuriyet Savcılığına şikayet ettim. Abdullah Oğuz Savcılığa çağrıldı. Sonucu bilmiyorum.

  • Ali Üstay’ın sahip olduğu Durusu Resort Parkı’nda “Avlak Sahası” oluşturup, av hayvanları yetiştirip dolar karşılığı avcıları vurduruyorlardı. Protesto için oraya gittiğimizde beni ve arkadaşlarımı arazilerine  sokmadılar. Hatta tam teşkilatlı askerleri bile  çağırmışlardı. Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (97/2801) olayı yansıttım, çevreci dostlarla mahkemede ifade verdim. Bu arada avlak sahası kapatıldı. Daha sonra Ali Üstay ile barıştık.

  • Şişli Parkorman’da Tuborg Sponsorluğunda gerçekleşen Goldfest Festivalinden dolayı “Bağımlılığa ve Sigaraya Hayır Derneği” olarak, gürültü, trafiğin engellenmesi, açık alanda yaygın sigara, içki ve uyuşturucu kullandığını yönünde ihbarlar aldık. Yeşilay Derneği ile birlikte oraya gittiğimizde siyahlar içinde çok sayıda güvenlik memuru bize mani oldu. İçeri sokmadı, Olay büyüdü ve basına yansıdı. Çok ses getirdi. Biz gençlerin müzik dinlemesine,  karşı değiliz ancak bu ortamı kullanarak özellikle lise öğrencilerinin, içki, sigara, haplar ve diğer uyuşturucuları denemeye davet edilmesine karşıyız. Ardından danıştay bira ve içki firmalarının gençlik konserine sponsor olmasını engelleyen doğru bir karar aldı.

  • Atatürk’ümüzün kurduğu İşbankası ile “Maximum” kelimesinin bütünleşmesini bir türlü anlam veremedi. Öğretmen Mustafa Kemal’in alfabesinde acaba  “x” harfi var mıydı? Bu nasıl bir Türkçe, bu nasıl bir reklamdı. Bu konuyu bir dilekçe ile Türk Dil Kurumuna bildirdi. Aldığı yanıt komikti.

  • “Saddam’ın Askerleri Karagüneş” adlı filmin çekimi sırasında bir atı iple bir kamyonun arkasına bağlayıp yerde sürüyerek ölümüne sebep olmaktan filmin yapımcısı Gani Şavata’yı şikayet etti. Hekimhan Cumhuriyet Savcılığı olayı inceledi. İfadeler alındı sonuçta  Gani Şavata suçlu bulunmadı. Kendisi ise bu atın sahibi olduğunu ve atın hayatta olduğunu söyledi. (2008 Nisan)

  • Gazetelere manşet olan “Ağaçlara Üzüldüm Davası”, Koç Üniversitesinde okuyan 4 varlıklı öğrencinin çılgın bir parti sonrası sabaha doğru Hacıosman Bayırı – Tarabya Kavşağında araçları aşırı hız nedeniyle savrulmuş ve ağaçlara çarpmıştır. Sadece şoför olan genç kurtulmuş, hapise atılmış(daha sonra bir yolla bu çocuk hapisten çıkarıldı ve yurt dışına kaçtı.) ve diğer 3 genç  ölmüştür. Arabada bol içki şişesi ve uyuşturucu bulunmuş. (basından)  Orhan Kural’ın bir konferansı sırasında “ağaçlara üzüldüm” sözü neticesinde ölen gençlerden Görkem Gürkan’ın ailesi Orhan Kural’a manevi tazminat davası açmış, (bu aile beni toplum karşısında gaddar göstermeye çalıştı.) Dava sadece üç celse sürmüş ve hakim bir kişinin “neyi üzülüp neye üzülmeyeceği kendi kararıdır.” hükmüne bağlamış Yargıtay da aynı karara bağlı kalmış, Orhan Kural davayı kazanmıştır. Evlat acısını kardeşini kaybeden biri olarak bilirim, ailesini üzmek istemezdim, özür dilerim, aileye bu yüzden karşı dava açmadım.

  • Niğde’de Bol Kepçe Lokantası:  Niğde Gazi Merkez İlköğretim Okulu’nun davetlisi olarak bu ildeyim. Çocuklara ve velilere israfın çok hatalı bir davranış biçimi olduğunu uzun uzun anlatıyorum. Zaten bölgenin halkı fakir, birkaç yıl önce  gazetelere manşet bile olmuştu. “Hala mağarada yaşıyorlar” diye !  Öğlen hocalar beni lokantaya götürüyor. Bol kepçe lokantasında masalarda kesilmiş üç kat ekmek var. Müşteriler her birinden koparıp ekmekleri masaya yayıp sonra da bırakıp gidiyorlar. Tabii neticede ekmekler çöpe gidiyor. Lokantanın sahibi Uğur Beyi çağırıyoruz: “Lütfen bu kadar fazla ekmek koymayın, biterse isterler, yenisini  getirirsiniz. Yazık bunu bulamayan binlerce kişi her gün dünyanın farklı coğrafyalarında açlıktan ölüyor” diyorum.  “Olmaz !” diyor lokantanın çok bilen sahibi. “Gözlere hitap ediyor.” Ama” diyorum. “bu yaptığınız Müslümanlık’ta haramdır. Bakarsınız siz ve aileniz günün birinde bu atılan ekmeklere muhtaç olursunuz.”   “Bu bir beddua mı ?” Nasıl kabul ederseniz…Uğur Beyin yanıtını…Burada yazamayacağım “okkalı bir küfür.”

  • Binlerce kişi bir alanda toplanır. Başlarına ne geleceğini bilmeyen altı boğa getirilir. Havalı kıyafetiyle bir  matador büyük bir tezahüratla alana girer. Adım adım elindeki çeşit çeşit  bıçaklarla hayvanı öldürür. Seyirciler bir canlının işkence ile öldürülmesinden nedense büyük keyif almaktadır. Özellikle turistlerden içi bulanıp kendini dışarı atanlara rastlanır. Portekiz ve İspanya’daki bazı eyaletler “Gelenek”  adı altında sürdürülen bu vahşete son verdi. Ama Bilbao  ve civarı direniyor. İşte bu amaçla benim gibi düşünen bazı İspanyol Hayvan Hakları savunucuları ile  eyleme katıldım. (20 Temmuz 2012) Bir İspanyol polis beni dürtükleyip itti. “Bu yaşta burada ne işin var” dedi. Ben de onu ittim, sonuç da gözüme yumruk attı, ortalık karıştı, tabii savcılığa suç duyurusunda bulundum.

  • Faroe Adalarında Geleneksel Pilot Balina Katliamı : Faroe Adaları, senede birkaç kez dünya gündemine maalesef kanlı sahnelerle geliyor. Tüm ülkeler bu vahşeti lanetliyor ama Viking soyundan gelen adalıların vazgeçmeye hiç niyetleri yok. 300 yıldır Kuzey Atlantik’te teknoloji ile takip edilen 1,74 – 6,25 metre boyundaki Pilot Balinaları yüzlerce tekne ile  geniş bir sahile doğru sürüklenip orada gençlerin katılımı, özel bıçak ve kancalarla gaddarca öldürülüyorlar. Tüm sahil kan gölü oluyor. Sadece 1901 – 1924 ve 1927 yıllarında aşırı sis ve fırtına yüzünden bu vahşeti gerçekleştirememişler. 5 Ekim 1940 tarihinde tam 1200 adet balina öldürülmüş. Her yıl ortalama 800 adet pilot balinası ekosistemden uzaklaştırılıyor. Sonra bu vahşete katılanlar marifetmiş gibi isimlerini yazdırıyor ve balina eti aralarında pay ediliyor. (Sanki ihtiyaçları var.) Danimarka, dünyanın en varlıklı ülkeleri arasında yer alıyor. Son yıllarda balina etinde aşırı cıva çıkıyormuş. O yüzden etini de yemiyorlar.  Bu da masum balinaların dünyanın en tehlikeli yaratığından intikamı olmalı.

  • Orada bir eylem yaptım. Elimde bir yazı ile rıhtımda bekledim. Gelen geçen okudu. Şöyle yazıyordu: “Pilot balinaları, insan türünden nefret etmekte haklısınız.” Bu arada yaptığım görüşmelerde Faroe halkının yarısının bu katliama karşı olduğunu öğrendim. O zaman niye devam ediyor ki ?

ORHAN KURAL VE YURTTAŞLIK GÖREVLERİ VE DAVALARI

ORHAN KURAL VE DİĞER DAVALARI

 

Dr. Mustafa ALTIOKLAR ve Abdullah OĞUZ

“O Şimdi Asker ” adlı Film

 

28 Mart 2003

Şişli Adliyesi

Dosya No: 2003/ 200204

Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi

“Asansör ve “O Şimdi Asker” Filmleri ile Gençleri Sigaraya Özendirmek, Sigara ile Askerlik Arasında Korelasyon Kurmak.

 

Elimizde senaryosu var. “Gitane” paketi görünecek, Arzu Yanardağ “Gitane” içecek gibi ifadeler var.Filmin senaryosu delil olarak sunuldu. Sonuçta dava kazanıldı. 2003/1126 Esas, Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinde Her biri devlete  462 milyon ceza ödedi.

Espri Standartları Enstitüsü

(Tiyatro)

21 Mart 2002

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

Hazırlık (2002/18893)

“Üçüncü Türden Yakın İlişkiler” oyununda Philip Morris’in adının geçmesi ve oyuncuların salonunun ışıklarını yakarak seyircilerden sigara istenmesi.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 

2002/5017 numaralı “takipsizlik kararını verdi.) Ancak oyundan o sahneler çıkarıldı.

 

 

Kadir İNANIR

(Tehdit)

22 Mart 2000

1. Sulh Ceza Mahkemesi, Şişli Adliyesi

Sigara Dumanını Üstüme Püskürtmek, Ardından Hakaret ve Ölümle TehditKamu davası  açıldı, delil yetersizliğinden kaybettik. Temyize gitti. Kadir İnanır sigara yüzünden ciddi hastalanınca Orhan Kural davadan vazgeçti.

 

 

Sezen AKSU 

(Klip – Sahne)

 2001-2002Yılları

Defalarca, sahnede kliplerinde sigara içmemesi için ihtar ettim. Konserine özellikle protesto için gittim. Sahnede iken Orhan Kural geldi diye haber kendisine verdiler, tabii o gün içmedi. Basında yer aldı, hep sustu, hiç yanıt vermedi. Onun için dava konusu olmadı.

 

Uğur YÜCEL

(Yazı Tura Filmi)

25 Ekim 2004

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

Hazırlık (2004/18901)

“Yazı Tura” isimli filmle sigaranın özendirilmesi, sürekli sigara içilen sahnelerin bulunması. İfadeler alındı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2005/1160  numaralı “takipsizlik kararını verdi.)

Ali KIRCA

(Klip)

25 Temmuz 2002

Şişli Cumhuriyet Savcılığı

Hazırlık 2002/33698

Bir Ateş ver Sigaramı Yakayım” Adlı Kliple Sigarayı Özendirmek İfade verdi, kendisi de özür diledi. Daha sonra klip gösterilmedi.

 

Doğan Müzik Company

“Safarad” Grubu- (Klip)

27 Şubat 2004

Şişli Cumhuriyet Savcılığı

Hazırlık 2004/8659

Safarad Grubu’nun kasetinde yer alan “Ne Farkeder” isimli parçaya çekilen klip. İki yaşlı tango yapıyor. Sürekli yanan sigara kül tabağında gösteriliyor.  Yani sigara içenlere aslında  uzun yaşam mesajı veriliyordu.Yasal bir cevap alamadım ama savcılıkta ifade vermişler.

 

 

Teoman YAKUPOĞLU

(Teoman)

(Konser)

24 Şubat 2004

(2004/473, Beyoğlu Asliye Hukuk Mahmekesi )

Sahnede sigara içtiği için ve çocuklara konserde tek tek sigara dağıttığı için (aslında alkolde tüketiyordu.) savcılığa suç duyurusunda bulundum. Kendi ifade verdi. Arkadan Teoman,  Orhan Kural’a Bodrum’da film çekiminin aksamasından dolayı  55 Milyar TL’lik (O zamanın para birimi ile) Tazminat Davası açtı.Üçüncü celsede hakim  Teoman’ın iddiasını reddetti. Orhan Kural bu karardan sonra karşı bir  tazminat davası açabilirdi ama açmadı.

 

 

Osman Sınav 

(Kurtlar Vadisi)

(Film)

13 Mayıs  2004

Şişli Cumhuriyet Savcılığı

Hazırlık 2004/20392

Kurtlar Vadisi adlı dizide sigaranın özendirilmesi !  (Birgün berberde bu diziyi seyrettim. Beş ayrı karakteri üç dakika boyunca  birbirinin ardına sigara ile gösterdi.Sonuçlandı, görüntülerde önce sigara paketleri kapatıldı. Artık hiç sigara görüntüsü yok. Kanada Televizyonu bu olayı benim başarım olarak göstermiş.

 

 

 

Mazhar Alanson

(Klip)

15 Mayıs 2005

“Yandım” Şarkısını seslendirirken sahnede Sigara içmesinden dolayı şikayet etti. Adliyede ifade verip 500 TL ödedi. Yeditepe Üniversitesi’ndeki konserinde de sigara içti. Herhalde hoşuna gitti Tekrar bu cezayı ödedi. Kendisi sınıf arkadaşım olarak okula gelip benimle görüştü, ikinci kez şikayetçi olmadım. Ortak basın toplantısı yaptık.

 

 

 

Yılmaz ERDOĞAN 

(Klip)

26 Aralık 2005

Şişli Adliyesi (2005(50067)

“Organize İşler” filminde 20 sahnede ve 43 planda Marlboro paketinin görülmesi. İfade vermişler, sonucu bana ulaşmadı.

 

 

Can Dündar

(Klip)

10.11.2008

Ankara Emek Cumhuriyet Başsavcılığı

“Mustafa” filminde ısrarla  Atatürk’ümüzün sigara içerken gösterildiği sahneler, Atamızın  günde iki paket sigara içerdi şeklindeki kişisel yorumu. Hiçbir otorite bu bilgiyi onaylamadı. Atatürk sigara içerdi ama bu konu acaba niye ilk planda öne çıkarıldı. Birden bire Sabancı Grubu acaba niye filme sponsor oldu ? Can Dündar bana Ankara’da savcılıkta  ifade verdiklerini ve üzüldüğünü söyledi. Sonucunu bilmiyorum.

 

 

Aysa Prodüksiyon 

(Tiyatro)

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı

2011/469

“Cam” adlı tiyatro oyununda üç farklı sahnede uzun uzun  sigara içilmekte ve sigara  ön plana çıkarılmaktadır.Basından ifade verdiğini duydum, Daha sonra sigara sahneleri kaldırıldı.

 

 

Ali Ağaoğlu 

14 Eylül 2009

(Trafik)

İstanbul Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı

6  Eylül 2009 Pazar günü Vatan Gazetesine verdiği demeçte 11 lüks arabası olduğunu ve Trabzon'da yaptırıp bir gece bile kalmadığı bir lüks evi olduğunu beyan etti. (Oysa evsiz o kadar insan var ki) Ayrıca 340 km/saat hızla İstanbul’dan Ankara’ya 2 saatte ulaştığını iftiharla beyan etti. Türk Karayollarında en fazla hız sınırı 130 km/saattir. Gençleri sürate ve kanunları çiğnemeye davet ettiği için şikayet ettim. İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü 19120 sayılı ve 21.01.2009 tarihli yanıtla herhangi bir yaşanmış olay olmadığı için görevsizlik kararı verdi. (Yani önce 10 kişi bir kazada ölmeli ki; sonra tedbir alınsın.)

 

 

Cem Yılmaz

5 Ekim 2011

(Stand up Gösterisi)

İstanbul Adliyesine Gitti

Maslak TİM Gösteri Merkezinde ve Ekim Kasım aylarında sürekli  gösterilerde elinde sigara ile dolaşıp, tütün kontrolü yasaları ile alay etmiş ayrıca benim ismimi kullanmıştır. (Ben onun eğlencesi değilim.)  Böylece özellikle gençlere yönelik açıkça sigara reklamı yapmaktadır. Daha sonra yaptığı açıklamalarda elindeki sigaranın elektronik  olduğunu açıkladı. (Ama uzaktan elektronik olduğu hiç belli değil.) Olay Savcılıktadır. Daha sonra CD olarak da yayınlanan Cem Yılmaz  gösterileri ve dolayısıyla  sigara reklamlarını evlerde binlerce çocuk seyretmektedir.  Sigara içen lise öğrencileri arasında yapılan bir ankette öğrencilerin % 10’u Cem Yılmaz ile sigarayı özdeşleştirmektedir.

 

 

Ahmet Kaya 

(Klip)

1999

Kızının okuduğu “Dost Koleji’nde” sigara ve içki ile bütünleşen kliplerini tenkit ettim. Kızı kendisine anlatmış,  Olay büyüdü. Okul yönetimi zor durumda kaldı.Beni Avukatları aradı, savcılığa şikayet ettik dediler, elbette aslı çıkmadı.

 

 

HülyaAVŞAR

(TV)

Ağustos 2000

“Aileme” ve “Şahsıma” basın yoluyla hakaret. Olay çok büyüdü aylarca konuşuldu, beni tenkit ettiler, o dönemlerde sokakta beni gösterip “Aaaa Hülya Avşar ile dans eden adam” diyorlardı.Kanal D’de canlı yayında özür diledi. Sonu tatlıya bağlandı.

 

 

Sergen YALÇIN 

(Komşu)

2001

Komşu apartmanda oturuyordu, Benim konsolos olarak ayrılan özel yerime park etti diye söyledim Söylendim, meğer kardeşi imiş. Bana hakaret etti.Basında yer aldı, büyümedi. Adliyeye yansımadı.

 

 

Tanju ÇOLAK 

(Yazılı Basın)

13 Ekim 2002

Bu adamın nasıl profesör olduğuna inanamıyorum dedi. Basın yoluyla ünvanıma ve makamıma hakaret, dilekçe Şişli Adliyesi’nde Savcılığa verildi. İfadesi alındı, Dava açılmadı.

 

 

Tarkan 

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda Avukat Pelin Kır ile Yaşanan Münakaşa

10 Eylül 2011 (???)

Şişli Kaymakamı Mehmet Öklü ile yasak olduğu halde konser sırasında sigara içildiği yönünde alınan şikayetler üzerine açık hava tiyatrosuna gidildi, sigara içenler uyarıldı. Ama aralarından Pelin Kır isimli Avukat çok kızdı. Basın mensuplarını ve beni tartakladı. Hepimiz şikayetçi olduk. Nişantaşı Polis Merkezine gidildi.Dört saatlik konuşmalar sonunda tüm taraflar Feragat Tutanağı imzaladı ve sulh oldu. Olay basında geniş yer aldı.

 

 

Okan Bayülgen 

Konferansta Sigara İçerek Konuşması

İtiraz Edenlere Hakaret

Yeditepe Üniversitesi

Sosyal Medya Zirvesinde

(2012)

Hem Kadıköy Kaymakamlığına hem de “Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kuruluna” şikayet edildi.Sadece kapalı alanda sigara içtiği için 50 TL para cezası ödedi. Ancak ağır hakarete uğrayan genç kızlar nedense şikayetçi olmadı.